12 Mart 2017 Pazar

*insaniyete dair bir kısa tahlil* düşünelim. ben, gayet aç ve açık ve gayet perişan bir halde iken birisi beni evine alır. gayet güzel saray gibi evinde muhteşem eşya ve mobilyalarla donatılmış odalarında beni ağırlar. üstelik çok acıkmış halde iken, her çeşit lezzetlerin olduğu mükemmel ve mükellef bir sofra hazırlayıp bana ikram eder. hiç de minnet etmez, başıma kakmaz. hem de bu cömertliğini her zaman göstereceğini haliyle ve sözleriyle ifade eder. işte bana bütün bu iyilik ve güzellikleri yapan bu adama karşı duygu ve düşüncelerimi şu kavramlarla ifade etmenin insaniyetimin bir gereği olduğunu vicdanımda hissettim. *takdir*, o adamın bana ikram ettiği yemekleri, o adamın bana karşı iyilik ve güzelliğini takdir etmeyi vicdanen bir gereklilik, bir borç biliyorum. *temaşa*, en güzel yemekleri hazırlayan, harika ortamlarda beni ağırlayan adamı bu güzel eserlerini temaşa etmeyi, gözlemleyerek hayretlerimi sunmayı vicdanen bir borç biliyorum. *tefekkür*, en nefis yemekleri yapıp bana ikram eden adamın yemeklerini yerken o yemeklerin kalitesini düşünerek, tefekkü ederek o adamın aşçılıktaki kapasitesini anlamaya çalışmayı fıtraten, vicdanen bir gereklilik biliyorum. *tahabbüb*, ben bunca perişan halde iken bana bunca iyilik yapan, ikramda bulunan adamı en yoğun, en ciddi duygularımla sevmeyi vicdanen bir borç biliyorum. *tahmid*, bu kadar iyiliğini, ikramını gördüğüm adamı övmeyi fıtraten bir borç biliyorum. *taabbüd*, hiç minnetsiz bir şekilde bana onca iyiliği ve güzelliği yapan adam, benim hiç bir şeyime muhtaç değil ama ben de bu iyiliklerine karşılık, "yarım elma gönül alma" kabilinden o adama bir iyilik yapmayı, ona bir ikramda bulunmayı kendime bir vazife sayıyorum. *teşekkür*, bunca zor durumda ve onca perişan halde iken bana bunca iyilik yapan, onca güzel ikramlarda bulunan bu adama karşı en derin kalbimle teşekkür etmeyi ve memnuniyetimi sunmayı vicdani bir görev biliyorum. *tellal*, bana böyle iyilik ve güzellik yapan adamı bütün çevremde ilan etmeyi fıtri bir duygu olarak hissediyorum. *tazarru*, yine zor durumda kalsam, minnetsiz bir şekilde bana bunca iyilik yapan adamdan ihtiyaçlarıma yardım etmesini istemeyi insani bir gereklilik görüyorum. Peki, beni tüm kainatla birlikte yok iken var etmiş. başta hayat nimeti ile tüm kainata yayılmış olan ihtiyaçlarımı bana vermiş. güneş, hava ve suyu vermiş. Kuru odundan meyveleri, otlardan sebzeleri, inekten sütü, eti, arıdan balı ve tavuktan yumurtayı umulmadık yerlerden, yani hiçten icad ederek bana vermiş. yani kısaca her bir anda, beni sayısız nimetleriyle var edip yaşatan Yaratıcıma karşı insaniyetimin, vicdanımın gereği olarak ne yapmam gerekir? takdir ile, temaşa ile, tefekkür ile, tahabbüb ile, taabbüd ile, teşekkür ile, tahmid ile, tellallık ile, tazarru ile bütün varlığımla Ona bağlanıp Onu tanımaya çalışmak insaniyetimin, vicdanımın ve fıtratımın zorunluluğu değil midir. Böyle yapmamak ise, insaniyete ve vicdana ters değil midir?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder