23 Eylül 2016 Cuma
Eğitim insanin özune Rabbimiz Allah tarafindan kodlanmis olannfotrat denilan iyiye guzele ve dovruya dair temel degerlerin gunyuzune cikarilmasidir.
Yani egitim, manasini Kur'an ve sunnet-i seniyede bulan iyinin guzelin ve dogrunun kişiye benimsetilip hayata gecirilmesidir. Kisaca egitim, iyi bir insan olma çabasidir. Bunun yolu da en başta Rabbimizin icimize/fitratimiza kodladigi, Kur'an ve peygamberimizin sünnet-i seniyyesinde örnekledigi degerleri ve davranislari yaşantimiza gecirmekir. Yoksa Kur'an ve sünnet-i seniyye eksenli fitrat temelli boyle bir egitim alinmazsa insan hakiki iyi insan olamaz.
ögretim ise daha cok bilim dedigimiz bize okutulan dersleri kavrayip girdigimiz sinavlarda başarili olmaktir.
Sevgili ogrenciler bir şey daha var ki o da egitimin de, ogretimin de temeli olan sevgidir. İyi insan olmak surecinde egitim vericilerin ogrencileri karşiliksiz bir sekilde sevmesi gerekir. Ogretimde ise ogrencilerin ogrenmeyi sevmesi gerekir. hic unutulmasin ki arkadaslar bizim işimiz ogrenmek oldugu icin bize ogrenci demisler. oyle ise bize dusen ogrenmeyi sevmektir, okulu sevmektir, ogretmenlerimizi sevmektir.
şuna katiyyen emin olun ki biz ogretmenleriniz sizi, sizin iyi olmanizi, sizin geleceginizi sizden daha cok seviyoruz ve bunu cidden istiyrouz. sizden ricam ögretmenlerimizin bu karşiliksiz sevgisine layik olabilmek icin cok saygili birer ogrenci olarak derslerimize olabildigince calismaktir.
ve şunu asla unutmayin arkadaslar: okulu bir hayat kazanma ortami olarak gorun gorelim. evet guzel bir hayat istiyorsaniz işte okul! guzel bir gelecek kazanmak istiyorsaniz işte okul, iste okumak!
surunerek bir hayat yaşamak okulu okumayi onemsiz gorebilirler.
Bakin manada kahraman milletimiz yaklasik iki ay once 15 Temmuz gecesi ulkemiz icin vatan icin sizlerin tum halkimizin sureriye gibi isgalci devletlerin silahlari altinda surunmemesi icin bu kahraman milletimiz gogsunu bedenini tanklara bombalara mermilere siper etti. Mensubu olmakla ne kadar iftahar etsek gurur duysak yine de az olan bu aziz ve buyuk milletimiz tarihte bircok destanlar yazmistir. hamd olsun rabbimize bu yuce milletimizin bir destanina da bizi tanik etmiştir. bin yilda gercekleşebilecek bir destana katilma şerefini bize nasib etmistir.
Evet arkadaslar 15 Temmuz gecesi kahraman milletimiz dunya demokrasi tarihine altin harflerle yazilacak bir başariya imza atmistir. hain darbeye karsi canini siper ederek demokrasiyi ve milli iradesini silahin zorbaligindan kurtarmistir.
İste madem bu buyuk milletimiz vatanimiz icin bagimsizligimiz icin bizim icin ozgurlugumuz icin canini tanklara siper etti. oyle ise bugun bize ne yapmak duser!
daha cok calismak, ulkemizi her alanda yukseltmek icjn cok daha fazla calismak duser.
Ayrica tipki kurtuluş savasinda oldugu gibi ulkemize saldirmak isteyen isgalci diş devletlere ve onlarin kotu amaclarina hizmet eden ruhlari satilmis hainleri cok iyi tanimaliyiz. onlarin degil vatan ve milleti icin canini ortaya koyan yigitlere kulak vermeliyiz. bu sesin daha gür cikmasina calismaliyiz.
Son sozum 15 Temmuz demokrasi ve milli irade destanina sahip cikalim ve bunun icin de cok calişip bol bol okuyarak ulkemizin gelecegine sahip cikalim.
18 Eylül 2016 Pazar
Risale-i Nur'da Neler Anlatılır!
Risale-i Nur İslamiyetin hakikatini ilim içinde sunan muhteşem bir tefsirdir.
Risale-i Nur tamamen, İslam ilim mirasına yaslanır. Orijinal uslübuyla insanların akıllarını ve gönüllerini fethederken bir yandan da geliştirdiği yeni argümanlarla bu mirası hem yineler hem de yeniler.
Risale-i Nur, Kur'an ve Sünnet-i Seniyyeden aldığı dersle sekülarizme karşı imanı güçlendirip müslümanların uhreviyat eksenli bir hayat yaşamalarına çalışır.
BBu minvalde Risale-i Nur, Kuranın usûlünce temelde imanı tahkiki etmeye, yani iman hakikatlerini delillendirip en güçlü şekilde inanmaya vesile olur.
Risale-i Nur dünyevliğin, haramın ve hainliğin kol gezdiği bir dünyada tamamen din ve vatan için hayatını 'vakfetmedir'.
Evet, Risale-i Nur,"vatan sevgisi imandandır" hadisince en fedakar bir tarzda vatana millete hizmetti müntesiplerine kazandırır.
Risale-i Nur, ibadetlerin hakikatinin/manasının derinlikli bir şekilde kavranıp iştiyakla ve deruni boyutuyla ibadet edilmesine vesile olur.
Risale-i Nur, dini doğru anlayıp yaşamada Sünnet-i Seniyyenin rehberliğinin 'olmazsa olmaz' olduğunu en güçlü bir şekilde ispat eder.
Risale-i Nur, Ku'ran'ın her bir harfinin mucize oluşunu, Kur'an'ın belegat özelliklerini ve Kur'an medeniyetinin esaslarını ve bu medeniyetin Batı medeniyetine üstünlüğünü güzelce ispat eder.
Risale-i Nur, insanların sormaktan kaçındığı, alimlerin cevap vermekte zorlandığı, kader, hayr-şer, Cenab-ı Hak için az- çok, küçük- büyük fark etmeksizin bir anda sayısız eşyayı yoktan yaratmanın kolaylığı, haşirde bütün insanların bir anda diriltilmesi ve benzeri insanların 'küçük' akıllarına sığıştıramadıkları derin meseleleri Kur'an'ın dersiyle harika bir şekilde ispat eder, açıklar.
Risale-i Nur, İslam ilim tarihinde benzeri görülmemiş bir şekilde Miraç meselesinin hakikatini, hikmetini, sonuçlarını ve gerekliligini en ulvi bir şekilde anlatır, izah ve ispat eeder.
Risale-i Nur İslameiyeti doğru anlamada Sahabe neslinin 'kritik önemini' en güzel şekilde ispat eder. Aynı zamanda mezhbelerin gerekliliğini ve buradan çıkan hem çoğulculuğun getirdiği dini yaşamada kolaylığı/rahmeti, hem de "hakikat tektir ama çok yönlüdür" ilkesini hakkıyla izah eder. Aynı zamanda 'ötekine' bakışta bu ilkeyi kendisine temel usûl kabul eder.
Risale-i Nur modern dünyada ulus-devlet üstü ümmet bilincine tahkiki imanla bütün müminlerin hakikaten "kardeş" olduğuna inanmakla çıkılabileceğini gösterirken İslama hizmet eden bütün cemaat ve tarikatların birer kardeş yapılar olması gerektiğini anlatır.
Risale-i Nur, Kur'an ve Sünnet-i seniyye göre nefis terbiyesinin ve hakkıyla 'ihlaslı' olabilmenin esaslarını ve usûllerini en güzel şekilde ortaya koyar. Risale-i Nur, Kur'an ve Sünnetten aldığı dersle şura'nın yani demokratik usullerin toplumların tüm katmanlarında yerleşmesine çalışır ve modern dünyada demokratik siyasetin İslama göre nasıl olacağını gayet başarılı bir şekilde ortaya koyar.
Risale-i Nur, siyasetin şerrinden şeytan gibi kaçarak siyaset ve devletten 'gölge etmeme' dışında başka bir ihsan beklemez. Risale-i Nur bu minvalde siyaseti 'dışardan' hak ve hakikate irşad etmeye gayret eder.
Risale-i Nur Kur'an'ın dersiyle gönüllülük esasına göre dini hakikatleri tebliğ eder ve bu hakikatlerin severek, isteyerek,bilerek ve özgürce kabul edilmesini ister. Risale-i Nur düneyevi yapılardan, kurumsal oluşumlardan,hiyararşik 'kapalı' örgütlenmelerden kaçınır ve tam şeffaf olmayı temel usûl kabul eder.
Risale-i Nur'un tebliğ dışında başka hiçbir 'yatırımı' yoktur.
Yine Risalenin iman hakikatlerini tebliğ dışında başka hiçbir 'ajandası' yoktur. Risale-i Nur,insanların camileri doldurması ve onların ibadetlerinin içinin 'doldurulması' dışında başka hiçbir amacı yoktur.
Risale-i Nur çift yönlüdür. Bir yandan akli, mantikî güçlü argümanlarla imanın bütün meselelerini Ehl-i Sünnete göre ispat eder. Bir yandan da manevi gücü yüksek uslübuyla insanların akıl ve kalblerini fethederek onları Kur'an'a ve Sünnete bağlar. Böylece Risale-i Nur hem kelam ilminin itikadı ispat etme vazifesini görür, hem de tarikatların tebliğ hizmeti vazifesini ifa eder. Bu özellikleriyle Risale , "zülcenaheyn" bir eserdir, iki kanatlıdır: Hem ispat ,hem tebliğ.
Yukarıda da değindiğimiz gibi Risale-i Nur, Kur'an'ın imanî hemen bütün konularını en kesin ve en güçlü bir şekilde akli delillerle ispat eder. Bu ispatı yaparken uslüb olarak maneviyati/feyzi çok güçlü bir dil kullanır ki insanın aklını ve gönlünü fetheder. Böylece Risale, hem kelam ilminin ispat yönünü -geleniği çağa sunarak- güçlü bir şekilde yapar. Hem de tebliğ hizmetini çok kuvvetli bir tarzda ifa eder.
Elhasıl imanın ispatı, yani tahkik edilmesi, imanda derinleşme, tefekkür, marifetullah ve Cenab-ı Hakk'ı daha bir tanıyıp sevme ile ruhen terakki için Risale-i Nur okumalı. Dindarlaşmak, haramdan kaçınmak, gençliğe dini sevdirmek, ibadeti sevip derinlikli yapmak için Risale-i Nur okumalı ve okutmalı.
2 Eylül 2016 Cuma
Ehl-i Sünnet İtikadının Kalesi Olan Cemaatler/Tarikatlar Fetö'nün Panzehiri ve Milletin Çimontosudur!
Cemaatler/tarikatlar bitirilirse iyi bilinsin ki bu topraklarda İslam bütünüyle bitirilmiş olur.
Ne modernist reformcular, ne ilahiyatçılar ve ne de Diyanet bu toplumda on kişiyi namaza başlatabilmiş. Bu millet az çok dine göre bir hayat ortaya koymaya çalışıyorsa bu, yüzde 99 ile cemaatlerin/tarikatların çalışmaları ve tebliğ faaliyetleriyledir. Geri kalan yüzde birlik kısmı Diyanete, modernist reofrmculara ve ilahiyatçılara dağıtabiliriz ancak.
28 Şubat döneminde Fetö -gerçek yüzünün gereği olarak- dindarları sattı. Şimdi de 15 Temmuz Fetö darbesini bahane edip bütün dindarlara, cemaatlere/tarikatlara saldırıldığı bir kontekste cemaatleri/tarikatları satıp kemalist/modernist reformcularla aynı safta yer almak da Fetö'nün 28 Şubat'ta yaptığı gibi bir ihanettir, bir 'satmaktır'.
Unutulmasın ki 15 Temmuz darbesini ne kemalistler ve ne de modernistler önledi. Ancak bizzat cemaatler/tarikatlar, dindarlar önledi. Tankların önüne yatanlar Mustafa İslamoğlu, Abdulaziz Bayındır ve benzerleri gibi hiç düşünmüyorlardı. Bu tiplerle aynı İslam anlayışına sahip değillerdi.
Dindarların dayanışmasının ürünü olan 15 Temmuz destanı kemalistlere, modernist reformculara yedirilmeyecek kadar azizdir, değerlidir.
İyi bilinsin ki bu aziz millet yeri geldiğinde devletini korumayı nasıl bildiyse, sizin saldırılarınıza karşı da bütün sahih cemaatlerde/tarikatlarda tebellür eden ehl-i sünnet din anlayışını da korumasını öyle bilecektir.
Bu modernist reformcular tv'lerde boy gösterip din adına, Kuran namına atıp tutyorlar. Bunlara sormak lazım. Kendilerince, 1400 yıllıdır ihanetlerle bozulmuş/tahrif edilmiş dinin yerine muazzam başarılarla(?) buldukları/icad ettikleri 'yeni din' ile (sözde Kur'an İslamı) kaç kişinin daha dindar olmasına, haramı bırakıp namaza başlamasına vesile oldular. Acep Menzil ve İsmailağa tarikatlarının yaptığı hidayet faaliyetlerinin milyonda birini yapabildiler mi?
İnsanlara Cenab-ı Hakk'ı tanıttırmakta ve onlara iman hakikatlerini aklî delillerle ikna ederek anlatmakta neler yapabildiler. Ortaya ne koydular. Risale-i Nur ve Nurcuların yaptığının milyonda biri kadar bu temel konularda bir çalışmaları oldu mu? Yoksa 1400 senedir müslüman milletleri ayakta tutan Kur'an ve Hz. Peygamberimizin rehberliği esasına dayalı Ehl-i Sünnet akadini bozmakla mı meşguller.
Siz, Harici(çağdaşı İŞID) zihniyetiyle dilinize doladığınız "Kur'an İslamı" sloganıyla Sahabeden beri bütün tarihimizi İslam'a ihanet etmekle suçlarken Risale-i Nur, Kur'an yolunu tefsir edip güzelce göstermektedir. Milyonlarca kişi Risale-i Nur'u okuyarak Kur'an yoluna girmiş ve hayatı Kuran'ın rehberliğinde yaşamaya çalışmaktadır. İftiraları bırakıp sadece iki sayfadan ibaret olan "Birinc Söz" risalesini bir okuyun. Bakın orada Bismillah nasıl tefsir ediliyor ve Allah'a ubudiyet hangi derinlikte sunuluyor.
Evet Risale-i Nur iman hakikatlerini tahkik eyleme üzerine gider. Siz ise, imanı, İslam'ı tahrif etmekten başka bir derdiniz yok.
Bir de şu var ki dindar dayanışmasının sonucu olan 15 Temmuz destanı adına sizi kim vekil tayin etti de çıkıp bütün cemaatlere/tarikatlara pervasızca hakaret ediyorsunuz, saldırıyorsunuz.
Ey Kemalistler, siz bu milletin tarihinde en büyük ihanetlerden birini zaten 1923 ile 1933 yılları arasında gerçekleştirdiğiniz inkılaplarla yapmadınız mı? Daha hangi yüzle bu milletin karşısı çıkıyorsunuz. Bu ülkenin Batı'nın sadık 'müttefiki' olmasını siz taahhüd etmediniz mi Lozan'da.
Modernist reformcular, sizin de kemalistlerden, FETÖ'den hiç farkınız yok. Eğer bir üst akıl var ise - ki kanatimize göre var- siz de onun meş'um amacına hizmet ediyorsunuz. Ancak şunu da unutmayın ki bu toplum, bu ümmet "sünnetsizlere" hiç itibar etmedi, etmez ve etmeyecek.
Başlıkta belirttiğimiz gibi cemaatler/tarikatlar Ehl-i Sünnet itikadının kalesidir. Osmalı'nın yıkılışıyla birlikte adam akıllı din eğitimi ve dini geleneğin/kurumların devamı bütünüyle cemaatlerin/tarikatların eliyle olmuştur.
Bugün cemaatler/tarikatlar olmazsa onların yaptığı tebliğin , milleti dindarlaştırma hizmetlerinin binde birini bu refomrcular da yapamaz, İlahiyatçılar da, Diyanet de.
Ehl-i Sünnet ekseninde tezahür eden sahih İslam öğretisi bu milletin çimontosudur. Bu çimontonun harcını da cemaatler/tarikatlar yoğurmaktadır.
Bu yüzden Ehl-i Sünnet şemsiyesi altında sahih İslam öğretisinin kurumları olan cemaatlere/tarikatlara saldırmak Türkiye'nin toplumsal yapısına ve siyasal sistemine çok büyük zararları olacaktır. Zaten bu saldırıyı yapanlar da o meş'um amaçla güdülenmiş olarak hareket etmektedirler.
Allah korusun eğer cemaatler/tarikatlar devreden çıkarılıp meydan sözümona bu Kur'an İslamcısı modernist reformcu Mustafa İslamoğlu, Abdulaziz Bayındır, Emre Doraman ve benzerlerine kalırsa bunların eliyle bütün toplumun, özellikle de gençliğin nihilizmin, hiççiliğin, hazcılığın girdabına düşmesi kaçınılmazdır.
Çünkü bunlar topluma, gençliğe "inandığınız, öğrendiğiniz din uydurmadır(?)." diyorlar. Bunun üzerine toplum ve gençlik de diyecek ki, "bütün İslam tarihi boyunca uydurulmuş bir dinle millet uyutulmuş ise artık ben daha kime inanayım. Kime inanabilirim. En iyisi mi ben din min hiç düşünmeyeyim. Zevkimin, hazzımın peşinde hayatımı yaşayım, günümü gün edeyim. Hem artık uydurulmuş bir din toplumda hüküm sürmekte ise -Cahiliyye Arabistan'ı gibi- gerçekten bir dinin 'indirilmesine' ihtiyaç vardır. Bunun için de gerçek bir peygambere!"
Şimdi ayıkla pirincin taşını sayın İslamoğlu.
Özetle Nurculuk imanı tahkik eylemenin, tarikatlar ise insanın duygularına hitap ederek toplumu tam bir samimiyet ve ihlas ile dindarlaştırmanın merkezleri olmuştur.
Kemalistler ise Türkiye'yi Batı'ya satmanın, modrnist reformcular ise İslam'ı Hıristiyanlaştırma projesinin adıdır.
Bunun için FETÖ gibi Batı hizmetine çalışan projelere karşı panzehir olarak cemaatlerin/tarikatların teşvik edilip Ehl-i Sünnet din anlayışının çok yoğun bir şekilde eğitimi ve öğretimi gerekmektedir.
Bu minvalde Risale-i Nur okumaların geniş kitlelere yaygınlaştırılması ve İsmailağa ve Menzil gibi tarikatların teşvik edilmesi ülkemizin elzem ihtiyacıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)