14 Haziran 2016 Salı
ORUÇ İNSANİLEŞMEYE ‘URUÇ’TUR
Ramazaniye Medresesi Notları *
Ramazan, kızgın ateşte ayakların yanarcasına yürümektir. Yani ramazan orucun ateşinde dünyanın, nefsin ve günahların kirlerinden arınmaktır. Nefsin esaretinden ve dünyanın zincirlerinden kendini kurtarıp insaniyeti gün yüzüne çıkarmaktır.
Razaman ayı şeairin yani İsalmi sembollerin en büyüklerinden ve en önemlilerindendir. Dinin toplumda görünür kılınmasını sağlayan unsurlarına “şeair” denir. İşte Ramazan ayı İslamî şeairler içinde en büyüklerinden ve en önemlilerindendir. Hakikaten toplumda hemen herkesin oruç tuttuğu ve genel olarak manasına saygı duyduğu bir aydır Ramazan. Bu manada Ramazan bir nevi toplumun bütünün ubudiyetini/ Allaha itaatini temsil eder. Bundan dolayıdır ki Ramazana saygı çok önemli kabul edilmiş.
Ramazan orucunun çok manaları, gayeleri ve hikmetleri vardır. Bu manalardan ve gayelerden başta belirttiğimiz şeair kısmı zaten en başta gelir. Bununla beraber Cenab-ı Hakkın rububiyeti, her şeyin Yaratıcısı, rabbi ve Sahibi oluşu açısından orucun çok manaları vardır.
Cenab-ı Hak bütün varlığı ve özelde biz insanları kendini sevdirmek ve tanıttırmak için yaratmıştır. Bu amaçla biz insanlara sayısız ihtiyaç verip ve bu ihtiyaçlarımızı sayısız nimetleriyle her daim karşılamaktadır. Ancak biz insanlar, nefsin ve dünyanın perdelerine takılıp Rabbisinin sırf sevgisinin ve merhametinin eseri olan bütün bu sonsuz nimetlerin ifade ettiği manayı göremiyor ve bazen de unutuyoruz. İşte Ramazanda bütün müminler çok acıkmış ve o nimetlere çok ihtiyacı olduğu bir anda Cenab-ı Hakk’ın ezan sesiyle ilan edilen emrini herbirden bekleyerek çok güzel bir ubudiyet/ Allah’a itaat hali sergiliyorlar. Böylece müminler topluluğu olarak hem Allah’ın rububiyetini, yani her şeyi yoktan yaratıp terbiye ettiğini ve onların tüm ihtiyaçlarını karşılayarak her şeyin hâkimi ve sahibi Allah olduğunu görmüş ve göstermiş oluyoruz. Hem de Allah’ın sayısız ve sonsuz nimetlerinin hem ne kadar kıymetli olduğunu ve hem de Cenab-ı Hak’tan emir gelmeden o nimetlere el uzatamadığımızı görerek, o nimetlerin hakiki sahibi kendimiz değil aksine onların Allahın malı ve gerçekten ‘nimet’ olduklarını anlarız.
Böylece bu sonsuz nimetleri veren tüm kâinatı kuşatmış olan Allah’ın sevgi ve merhametine karşı mümin topluluğun olarak oruç tutarak, Cenab-ı Hakkın emirlerine hep birden uyarak toplumsal bir itaat ve ibadet hali gösterilmiş olur.
Rabbimiz kendisini tanıtmak ve sevdirmek için bize sayısız nimetler verdiğini söyledik. Buna mukabil insan da tanıma ve sevme eylemini iman ve ibadetle gerçekleştirir. İman ve ibadetin en güzel tezahürü ise şükürdür. Yani iman etmek, yaratıcıyı tanıyıp Ona şükretmektir. Her şeyi O’ndan bilerek Onun ‘verdiklerinden’ dolayı memnun olmaktır. Bütün ibadetler aslında bir şükürdür.
İnsan ciddi ve derinlikli bir şekilde şükredebilmesi için en başta o nimetlerin hakikaten ‘nimet’ olduğunu anlaması gerekir. Yani Allahın yoktan yaratıp ihsanıyla/vermesiyle ikramı olan o nimetlere ‘sahip’ olabildiğini ve hem o nimetlerin kıymetini tefekkür etmekle, hem de o nimetlere ihtiyacını tam hissetmekle samimi ciddi şükredilebilir. Bu makamda Bediüzzaman’ın uyarısıyla bir not düşelim: İnsanları birer kardeş gibi görüp onların dertleriyle, acılarıyla ciddi empati kuramayan bencil ve kıskanç kişiler hakiki şükrü yapamazlar.
Şükür ise temelde üç aşamalı bir şekilde yapılır:
• Nimetleri doğrudan doğruya Allah’tan bilmek,
• O nimetlerin kıymetlerini takdir edip ve onlara ihtiyacını hissetmekle,
• Ve o nimetleri verenin razı olacağı şekilde bir hayat tarzı yaşamakla hakiki ve ciddi şükredilmiş olur.
İşte Ramazanda insan oruç vasıtasıyla hakiki açlığı hissederek nimetlerin kıymetlerini bir derece olsun anlar. Aynı zamanda oruç utmakla gündüzleyin yemeklere/nimetlere/ önündeki suya elini uzatamadığını görerek bu nimetlerin hakiki sahibi kendi olmadığını anlayarak gerçekten nimetin ‘nimet’ olduğunu fark eder.
Böylece ramazan orucuyla insanın en önemli varlık gayesi olan şükür çok halis bir şekilde gerçekleştirilmiş olur. Neticede oruç bizim nefsaniyetten/ hayvaniyetten insaniyete/maneviyata urucumuz/ yükselişimiz olur. Bu manada bizim nefsaniyetten/hayvaniyetten insaniyete/maneviyata urucumuzun/yükselişimizin yoğunlaştırılmış bir mevsimi ve bir programıdır Ramazan.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder